<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257</id><updated>2011-07-29T12:33:59.112+03:00</updated><category term='Çimlendirme'/><title type='text'>"AYŞE'NİN PEMBELERİ"</title><subtitle type='html'>&lt;b&gt;PDA-İSTANBUL-BEYKOZ&lt;/b&gt; Ayşe Sazak Web-Günlüğü, Nisan 2008</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-135997420861176957</id><published>2010-04-08T15:13:00.001+03:00</published><updated>2010-04-08T15:18:42.507+03:00</updated><title type='text'>DOMATESLERİMİN HAZİN HİKAYESİ</title><content type='html'>Hatırlıyorum da,geçen sonbahar, bereketli geçen hasat dönemi sonunda,pembelerin kasalarını boşalttığımızda içim doygun,kendime güvenim yerindeydi.&lt;br /&gt;Her yıl yeni bilgiler ve deneyimlerle,kavurucu sıcaklara,böceklere, alt kararmalarına ve daha birçok soruna yöntem geliştirmiş,her pembe domates yetiştirenden bir şeyler öğrenip kendimi neredeyse “eli tutulmaz yetiştirici” saymağa iyiden iyiye inandırmıştım.&lt;br /&gt;İlk kez de bu yıl guruptan tohum istemedim. Kendi olgun, tombul,sağlıklı pembeleriminden özene bezene toplayıp sarıp sarmalayıp bütün kış sakladıklarımı yetiştirecektim.&lt;br /&gt;Mart ayının ortalarında kadim yardımcım Bekir’in uyarısıyla; “ Hadi uyanma zamanı” deyip,tohumları toprağa yaydık, ettik, eledik.İşte hep bildiğimiz süreç…&lt;br /&gt;Buarada, maydonoz ve nane serüvenimi, okuyanlar bilirler,onların tohumlarını gönderen değerli PDA üyesi dostumuz Tarık Anıl bey’in armağanı olan tarla domates tohumlarını da ektik.&lt;br /&gt;Ondan sonra da büyük özenle gözümüz tohumları saklayan kara toprakta, bekledik durduk. &lt;br /&gt;Soğuk gecelerde üstlerini örttük, gündüzleri güneşi ve esintiyi alsınlar diye açtık, korduk kolladık.&lt;br /&gt;Demeğe kalmadı, misafir çekirdek-tohumlar baş göstermeğe başlamadılar mı?&lt;br /&gt;Bizde bir sevinç, bir heyecan…Görmeyin gitsin.&lt;br /&gt;Tarık beyin tohumlarının fideleri serpilip toraman,toraman büyüyorlar,benim pembelerden birrr kıpırtı yok…&lt;br /&gt;Bekir başladı mırıldanmaya. “Acaba soğuk mu çarptı?”, “Toprak mı…” diye ikircikleniyor.&lt;br /&gt;Ama…diyor, misafirlere de olurdu ne olduysa…&lt;br /&gt;Bense,vesveseyi asla kondurmuyorum, “yok yok, bekleyelim daha, havalar serin gidiyor,ondandır” falan deyip geçiştiriyorum kuşkulu kuşkulu düşünceleri.&lt;br /&gt;Gidip gelip, yemyeşil serpilenleri elllerimle sevip okşayıp,toprağın kara kısmına gözlerimi dört açarak bakıyorum, bakıyorum…Yoklar…&lt;br /&gt;Sizlerden gelen öneriyle toprağı çatalla hafiften kabartıp,güneşe iyice çıkartmak ta umutlarımı desteklemediğini çok acıklı kabullenmekten başka yapacağım kalmadı artık.&lt;br /&gt;En deneyimsiz dönemimde bile bu kadar acıklı, bu kadar bozguna uğramış hissetmemiştim kendimi.&lt;br /&gt;Hem de bu kadar deneyim ve serüvenden sonra.&lt;br /&gt;Şimdi başta Çiftçi Ramazan’a olmak üzere, siz domatesçi dostlarıma ne diyeceğim ben?&lt;br /&gt;Haydi dost dostun halinden anlar da,her yıl hazıra konan komşulara dert anlatmam nasıl zor geliyor,sizlere anlatamam.&lt;br /&gt;Diyeceğim o ki: Benim bu yılki tohumlarım yandı bitti yokoldu dostlar.&lt;br /&gt;Pembelerim o l m a y a c a k!!!!&lt;br /&gt;Tarık beyin armağanı olan,doğallığıyla avunacağım başka cinsten tarla domateslerimi bağrıma basacağım sevgiyle.&lt;br /&gt;Bir yıl sonraya aranıza, yeniden tohum talebiyle dahil olacağım.&lt;br /&gt;Ama belli olmaz, belki sizlerden bir ya da iki fide bulursam…&lt;br /&gt;Kimbilir…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-135997420861176957?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/135997420861176957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=135997420861176957' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/135997420861176957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/135997420861176957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2010/04/domateslerimin-hazin-hikayesi.html' title='DOMATESLERİMİN HAZİN HİKAYESİ'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-6521812354052383514</id><published>2010-01-22T16:27:00.004+02:00</published><updated>2010-01-22T17:36:52.058+02:00</updated><title type='text'>PEMBE DOMATES'TEN SONRA...MAYDANOZLAR,NANELER VE SÜRPRİZZZZ....</title><content type='html'>Bir yaz boyu tohumdan fideye, fideden fidana,fidandan meyveye,meyveden hasada....sürüp gitti 'PEMBE DOMATES' yolculuğumuz...&lt;br /&gt;Geldik güze...&lt;br /&gt;Tüm doğanın güzelim sonbahar,renklerine, süslerine, takılarına bürünmesine karşın havayı serinletmesinden sonra dalında nazlanan pembelere 'hadi artık' demenin zamanı geldi, çattı...&lt;br /&gt;Dalıyla, yaprağıyla nazlanan, büküm büküm büken fideleri yavaşça yerlerinden alınca, kasadaki toprak yapayalnız kalıverdi...&lt;br /&gt;Bir de baktık, rengini koyulttu, terini soğuttu, bir içlendi, bir dudak büktü ki, bakanımızın içi buruldu, bir tuhaf oldu...&lt;br /&gt;Sonbahar hüznüdür, gelir geçer, şenlenir dedik. Dedik ama kendimiz söyledik, kendimiz dinledik...&lt;br /&gt;Güneşli, göçmen kuşların sesleriyle, serin serin esen yelle, 'nazını durultur' dediğimiz toprağımız ille de bir vergim istedi,biz de çaresiz 'olur' dedik.&lt;br /&gt;Saldık toprağımızın yanlızlık serzenişini tüm Pembe domates yetiştiren dostlara...&lt;br /&gt;Dedik böyle böyle: Bari bütün yaz, pembeleri çıngıl çıngıl dallarında büyüten,bizleri şenlendiren koyun gübreli, kınalı renkli,döküm döküm toprağımıza MAYDONOZ,NANE, FESLEĞEN tohumlarından bir yeşil emanet edelim, elinizi uzatır mısınız?...&lt;br /&gt;Çok geçmedi ,PDA dostu TARIK ANILbey'den yanıt geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖNDERİLER GELDİİİİ...&lt;br /&gt;Kendi yetiştirdiği güzelim maydanozların tohumlarını, nanelerin fidelerini, tohumluk biberini hooop diye bir çırpıda gönderdi bizim nazlı toprağımıza...&lt;br /&gt;'Toprağımızın sevinci bizim de neşemiz'...deyip kolları sıvadık, sonbaharın konuklarına...&lt;br /&gt;Çoka kalmadı,koyu rengi aralandı,yeşilin rengi belirmeğe başladı...&lt;br /&gt;Aman efendim, ondan sonra her güz güneşinin gününde serim serim nazlanan küçümen yapraklı yeşil bezeme nasıl sardı kasaları...&lt;br /&gt;Yavru maydanozlar narin bedenleriyle ve arsız şımarıklıklarıyla yayılmacı,vakur nanelerse daha tek tek ama inatçı gövdeleriyle belirdiler ve serpildiler gün gün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU DA NE?....&lt;br /&gt;Maydonozlar ellerini kollarını, gövdeleriyle beraber atı atıverirken her yere, yaprağı yaprağına benzemeyen başka yeşil taslaklar ittiriyorlardı şımarık arkadaşlarını...'Biz de Varız' diyorlardı, demelerine de...'Siz de kimsiniz öyle?' diye soru-sual ettiğimizde :'Amman ha, biz dostuz, düşman değil,deli ot hiç değil, bir yanlış etme!'' der gibi koşulsuz bağlılıklarını görkemlice sereserpe sunuyorlardı...&lt;br /&gt;'Peki' diyorduk biz de,toprağımızı şenlendirdiğine bakılırsa, bizim de gönlümüz , niyetimiz sana inanmak...&lt;br /&gt;'Tamam, bekleyin ' diyordu üç uzun yaprağıyla mini maydanoz dantellerine benzemeyen taslaklar...&lt;br /&gt;Biz de geldik gittik bekledik, yattık kalktık seyrettik, yağmurda, rüzgarda vehmettik...&lt;br /&gt;Hadiii ama... dedik ,sabırsızlandık.&lt;br /&gt;Eğildik gözünün içine bakıp bakıp yapraklarını elledik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR DE NE GÖRELİM...&lt;br /&gt;Güneşin coşturup gevşettiği bir öğle zamanı bir de ne görelim ki, uzun yeşil yaprakların mahçup gizleyip sakladığı kök tomurcuğun bordo kırmızı yumrusunu görüverdik,'Aaaa' dedik, şaşırdık kaldık...&lt;br /&gt;Birbirimize,toprağa,dantel dantel maydanozlara baktık baktık şenlendik,bayram ettik ki ne ettik...&lt;br /&gt;Konu-komşu, eş-dost....kim varsa çevremizde seslendik.&lt;br /&gt;'Pembe domates görmeğe alışkın komşu gözler, bu kez;'kem gözlerden sakınsın!' deyip dantel maydonozların gürbüz kırmızı pancar kardeşlerine iştahla bakıp,uzun ömürler dilediler...&lt;br /&gt;Yaaa,işte böyle,pembe domates kasalarımızın,vergimli,cömert toprağının sonbahar hüznünü PDA dostu, gönüllü ciftçi AvukatTARIK ANIL bey,bir şölene çevirmiş, bir kucak mutluluk sunmuştu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-6521812354052383514?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/6521812354052383514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=6521812354052383514' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/6521812354052383514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/6521812354052383514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2010/01/pembe-domatesten-sonramaydanozlarnanele.html' title='PEMBE DOMATES&apos;TEN SONRA...MAYDANOZLAR,NANELER VE SÜRPRİZZZZ....'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-7049317273632886183</id><published>2009-10-02T15:59:00.005+03:00</published><updated>2010-01-22T16:10:05.736+02:00</updated><title type='text'>GÜZ PEMBELERİ VE ÇİFTÇİ RAMAZAN'LA SON GÖRÜŞMEMİZE DAİR...</title><content type='html'>İstanbul'daki Sellerin ardından kaçmıştık 'pes' edip uzaklara, yine....Gönlümüz de ruhumuzda bir parça burkuk...&lt;br /&gt;Gümbür gümbür, kızgın gökyüzü ağarmaya yüz tutmuşken düşmüştük ıssız yollarına İstanbul'un...&lt;br /&gt;Çöplerin yollara saçıldığı, İnsanların henüz uyanmadığı saatlerdi...&lt;br /&gt;Sonra, insanları bırakın arabaları 'hooop' diye bir çırpıda yutan, yanaştığı kıyıda ağzını temizleyen ejderha gibi çelikten parçacıkları dışarıya dışarıya üfüren 'Feribot'a binip,Ege yollarına koyulduk biraz üşüyüp biraz ürpererek...&lt;br /&gt;'Yolda, yolculukta her haliyle güzeldir' deyip, oraya buraya bakınaraktan/az gidip-uz gidip/ dere-tepe düz gitmekteyken, çok'a kalmadı, pamuk bulutlar, seyreldi,inceldi aralandı veee güneş ışıklarını gönderdi nazlı nazlı da olsa üstümüze...&lt;br /&gt;'Deymeyin keyfimize!'...ye bir çentik daha ekledik, yol kenarlarındaki yağmur birikintilerine gire çıka,kimine baka baka gittik gittik. 'Çiftçi Ramazan'ın yerinde durduk bu sefer de.&lt;br /&gt;Bıyık altından gülüp,''Hiç durmaz olurmusunuz?'' diyenlerinizi duyar gibi oluyorum.&lt;br /&gt;Gerçekten de olamıyoruz artık durmadan...&lt;br /&gt;İyi ki de öyle...&lt;br /&gt;Böylelikle, görüp tanıyabileceğimiz en dürüst, en temiz kalpli,en çiftçilğini seven toprak adamlarından ve en yakışıklı çiftçilerinden bir ademoğlunu tanımanın ayrıcalığını yaşıyan ölümlülerden sayıyoruz kendimizi böylelikle...&lt;br /&gt;Yine oradaydı,Söğütün altında beliriverdi,durduğumuz an.&lt;br /&gt;Sabahın öğle'ye devrilme mahmurluğunda,su birikintilerinen nasibini almış,çakıllı gölgeliğinde hal-hatır sorma coşkusunun ardından 'Pembe Domata' ların arz-ı endam ettikleri sepetlerle yaptığımız keyifli alış-veriş,sorup sorgulayış...Görmeyin gitsin...&lt;br /&gt;Haddimi bilmeyip, işin coşkusuna kaptırıp kendimi,Çiftçi Ramazan'la bir aşık atmaca hallerine girmeyeyim mi???&lt;br /&gt;Ne o?...Bu yıl,koyun gübresi, derin kasa iyileştirmeleri ve iklimsel yardımla, 'dalları domatalarla dolu fidanlarım'ın bahçemi süsleyip,mutfağımıza buyurmasıydı, 'sonradan görme'liğimin anafikri&lt;br /&gt;... diye silkiniyorum bunları yazarken vee, çiftçi Ramazan'ı anımsıyorum, o gününde eylül'ün serin sabahında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOĞUMLARIN GURURU&lt;br /&gt;Altlarını çevirip çevirip gösteriyordu, koccaman,okkalı avucunun içini dolduran domatalarını sevgiyle. Gerçekten de bir çocuk gibi gözlerinin parladığını görüp sesinin coşkusunu, size abartmadan aktardığıma bir ikna debilsem...&lt;br /&gt;Yıllardır bu domataları,doğanın sonsuz döngüsünde, sessiz sedasız yetiştiren,dedelerinden kalan toprağı, dedelerinin pembe domata tohumlarıyla donatan görmüş-geçirmiş/gönlü bol-gözü bol çiftçi, bizim coşkumuzla hala coşuyorsa ne denir ki daha fazla...&lt;br /&gt;Altlarındaki boğumları gösterip gösterip, ''Bunlaaa böyle oluyorlaaa,kusur değil haaa,iyiliğinin, bereketinin işareti bunlaaaa'' diyordu...&lt;br /&gt;Bizim de kapa kapa, sepete, karton kutuya doldurduğumuzu gördükçe bir şenleniyordu ki, görmeyin gitsin...&lt;br /&gt;DOMATA-SEVER GİZEMLİ MİSAFİR...&lt;br /&gt;Kendi domateslerimde, hem de toplamayıp,hasadını son sıralara bıraktığım en iri, en toprağa yakınlarını, bir sabah ansızın, bir canlı tarafından incecik derilerinin yüzüldüğünü gördüğümü ve bir anlam veremediğimi hangi canlının yapacağını tahmin edemediğimi sordum Çiftçi dosta...&lt;br /&gt;Hiç telaşlanmadan ama bizi çokça eğlenceli yanıta hazırlayan yüz ifadesiyle: Kaplumbağa... dedi.&lt;br /&gt;Gülümsedi,'' kaplumbağadan başkası yimez domatesi, hele pembeye bayılııılaaa keratalaaaa!''dedi...Hokka gibi yüzüne pek yakışan eğri büğrü dişlerini göstere göstere. Kaplumbağanın marifetine olduğu kadar, kendinin görmüş-geçirmişliğinin yanında bizim' çaylak' yetiştiriciliğimiz eğlendirmiş,yayvan yayvan gülümsetmişti Çiftçi Ramazan'ı...&lt;br /&gt;'Kaplumbağalar ikiyüz-üçyüz yıl yaşalaaaa, bilir misiniz? Çok ot yeeleeee de ondan!!!' ... dedi. Bilgisine bir kez daha selam verdik ve aklımıza yazdık...&lt;br /&gt;Pek yağmur yağdığından, ürünün geçe kaldığından söz etti ama bereketine de pek şükretti...&lt;br /&gt;Tohumlarımızı sordu:''Amman, seneye ekerken toprağınıza kükürt'ü ihmal etmeyin.''' dedi.&lt;br /&gt;Önerisi, bitkinin kendisine değildi kesinlikle. Çok yağmur almış, küflenme tehditi olan topraklaraydı... Önce bir avuç kadar kükürt,birkaç gün sonra fide... Öyle dedi.&lt;br /&gt;Hiç ama hiç ilaç kullanmamanın bilinciyle; dört-beş domata'da kurt görünce korktum, du' bakalım,nolucak? dedim ama o kadar yedi kurt, gitti.Doyurdu kendini...Çoğucak böyle olur, bizde gereksiz yere telaşa kapılır,hemen ilaca sarılırız.' diye eleştirilerini sıraladı.&lt;br /&gt;Doğaya güveniyordu Çiftçi Ramazan. İki-üç yediler mi giderdi börtü-böcek...Toprağın dengesiydi bu...&lt;br /&gt;Biz de,yakınlarda okuduğumuz Fukaoka'nın Ekin Sapı Devrimi kitabındaki deneyimlerini anımsadık...Aynen çiftçi Ramazan'ın dediğini diyordu Permakültür'ün babası sayılan Japonya'lı toprak adamı.&lt;br /&gt;'N'apacak, o da işini yapacak! dedi,böceğe,kurda uzun ömür dileyerekten...&lt;br /&gt;Kırmızı biberlerini de aldık koyduk sandığımıza, sepetimize....Kavunlarını bir de...Tadından yenmeyen kavunlarını...&lt;br /&gt;Yolumuza koyulduk..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÖNÜŞ&lt;br /&gt;Konvoy konvoy,bir çelik ip görünümündeki turistik yollardan 'Bayram Trafiği'nde geriye döndük...&lt;br /&gt;İstila edilmiş benzin istasyonları, istila edilmiş yeme-içme durakları'ndan sonra, yağmalanmaya niyet edilmiş Çiftçi Ramazan'ın Yeri ve esir alınmış Çiftçi Ramazan hüzün vericiydi neredeyse kaçma duygusuna yer bırakan tanışlık heyecanından çok...&lt;br /&gt;Hafiften/ gizliden, bezgin bir gölgeyle gözlerinde: ''Pazar'a bekliyooodum sizi.'' dedi&lt;br /&gt;Niyeyse kaçış pazaraydı kafasında demekki,dönenmedik başında, hünnap'larımızı aldık sessiz sedasız..&lt;br /&gt;Çünkü talan edercesine eğilip dorulan ve ağzını dolduran çokçaydı kasalarının başında...&lt;br /&gt;Geri döndüğündeyse, ortalıktan kaybolduğunun ayırdına o an vardığımız Çiftçi Ramazan, elindeki sepeti bize uzatıp:''Sizin için toplayıveeedim.'' dedi...&lt;br /&gt;Görüntüsü gözalıcı incirlerdi,elimize tutuşturduğu...Tadına baktığımızdaysa ennnn....&lt;br /&gt;Domataları da almıştık,her yıl 'tarlanın son mahsulu, güz rüzgarlarının deydiği pembelerden 'veda' bab-ında...&lt;br /&gt;Vedamız Çiftçi Ramazan'aydı da, iyilik ve sağlık dileklerimizle gelecekte buluşmayı özleyen...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-7049317273632886183?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/7049317273632886183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=7049317273632886183' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/7049317273632886183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/7049317273632886183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/10/guz-pembeleri-ve-ciftci-ramazanla-son.html' title='GÜZ PEMBELERİ VE ÇİFTÇİ RAMAZAN&apos;LA SON GÖRÜŞMEMİZE DAİR...'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-4550556277763431917</id><published>2009-07-30T17:43:00.003+03:00</published><updated>2009-07-30T18:11:13.379+03:00</updated><title type='text'>BU YIL GURURLUYUM!...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SnGyAl4k6oI/AAAAAAAAAEM/UzPzGT6mqBQ/s1600-h/mayÄ±s-haziran-temmuz+2009+029.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5364264354414127746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 239px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SnGyAl4k6oI/AAAAAAAAAEM/UzPzGT6mqBQ/s320/may%C4%B1s-haziran-temmuz+2009+029.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-4550556277763431917?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/4550556277763431917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=4550556277763431917' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/4550556277763431917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/4550556277763431917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/07/bu-yil-gururluyum.html' title='BU YIL GURURLUYUM!...'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SnGyAl4k6oI/AAAAAAAAAEM/UzPzGT6mqBQ/s72-c/may%C4%B1s-haziran-temmuz+2009+029.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-1673013909480147707</id><published>2009-07-06T14:54:00.005+03:00</published><updated>2009-07-30T18:18:43.669+03:00</updated><title type='text'>ÇİFTÇİ RAMAZAN'IN İKİRCİĞİ...DOMATA FİDELERİNİN YAPRAKLARINDAKİ LEKELER VE GECE GEÇEN VIZIR-VIZIR UÇAKLAR...</title><content type='html'>Yine yolculuk, yine Pembe Domates bulma umudu ve bu tutkuyla gide-gele dostluk kurduğumuz,ahbap olduğumuz Akhisarlı çiftçi Ramazan'a uğrama planımız...&lt;br /&gt;Gidişimizden farklılıklarla,dönüşümüz...&lt;br /&gt;Bir kere hava alabildiğine ısınmış yollarda da...Yeşilin koyusu azalmış, tarlalar boz'a niyetlenmiş,şırıl şırıl akan sular,ya incelmiş,ipliğe dönmüş, ya yerini kuma, mile bırakmış...&lt;br /&gt;Böcekler cayırdamış...&lt;br /&gt;Hatta hatta iyi bir şey de olmuş, gidişte içimi yakıp burkan,'Allah,Allah nasıl olur?' diye isyandan hezeyana sürükleyen, güzelim çamları, içini çekip yanmıştan beter edip ayakta öldüren kese(!)ler dallarda kurumuş.(kuruyasıcalar!) Hasta çamcıklar yeniden filizi filizi yeşermeğe döndürmüşler yeniden kendilerini...&lt;br /&gt;İzmir ve hele Ula yakınlarındaki evlek evlek çam korularının sunturlu belası nasıl çileden çıkarmıştı beni, giderken anlatamam...&lt;br /&gt;Neyse; az gittik, uz gittik,toprak çanak- çömlekçilerin adımbaşı çoğaldıkları, kavun sergilerinin sarı sarı yol kenarlarını süsleyip bezediği Akhisar'a vardık, İlyaslar köyünü geçtik ki; Çiftçi Ramazan'ın ulu dut'u belirdi bu sefer yolumuzun karşısında...&lt;br /&gt;Geçtik, kollaya kollaya, yolların fatihi kamyonları...Mıcırda gıcırdatarak tekerlekleri,indik ki; Çiftçi Ramazan, altlarını masa-sandalyeyle bezediği gölgeli, gölgeli dutların arasından çıktı geldi, karşıladı bizi...&lt;br /&gt;Kendisine de hanımına da pek benzeyen mavi gözlü, serpilmiş yakışıklı delikanlı oğullarıyla, kız torunlarıyla yol geçenleri ağırlayıp soluklandırmak için hazırladığı kır bahçesine buyur etti kırk yıllık dost haliyle....&lt;br /&gt;Kızgın yolların yolcuları olarak gölgeyi bulmak gibi dostça karşılanmak ta güzeldi ama tıpkı sarı kavunlarla toprak güveç kap kacak gibi yıllardır git-gel alışık olduğumuz,kasa kasa dizilmiş sergide pembe domatesleri, gidişimizde olduğu gibi, bu kez de görememek burktu içimizi...''Aaaa, yine yok pembe domates'' dedik ikimiz de...&lt;br /&gt;Belki de tarladadır, önden gidenler almıştır da bize kalmamıştır'' diye kovaladık düşüncemizi...&lt;br /&gt;Öyle ya...olmadık şey miydi, hem de daha Çiftçi Ramazan bizi, biz o'nu tanımaz- bilmezken, ''Olma mı??? var var'' deyip, bir koşu çizmeleri bile giyip te, tarlaya girip kovalarla toplayıp getirdikleri...sonraları bizim de giyip çizmeleri, yaptığımız...&lt;br /&gt;''Yokmuş!!!' ....Hadi bakalım...&lt;br /&gt;'Çiçekteler taaa (daha)'' dedi güleç,sabırlı yüzüyle, sağlam güvence vererekten. Gidişteki gibi yineledi:''Bu sene çok yağışlı oldu ya, geç diktik fideleri toprağa ya, anca çiçekteler şimdi.''&lt;br /&gt;Bir hoca,bir bilir kişi haliyle devam etti:&lt;br /&gt;''Sizinkiler daha serinde ya, çiçek miçek yoktur sende,değil mi?'' dedi...Ben de, bana gelen haberleri söyledim, hatta telefonuma gönderilen fiizlerimin fotoğraflarını gösterip, bizimkiler de çiçekte..' dedim...&lt;br /&gt;'Hadi,oturun' dedi, buyur etti bizi, torunlarının olduğu tarafa...Geçtik oturduk, dut altı gölgesi bile buhur buhur sıcaktı düpedüz...Sularını,Ramazan beyin kopyaları delikanlı oğulların getirdiği çayı içtik,ordan- burdan konuştuk.Güzel kız torunlarla, Çiftçi Ramazan beyin hanımıyla aileye dair sohbet...derken Çift Ramazan:&lt;br /&gt;''Domata yapraklarında hastalık var bu yıl'' dedi,yüzünü gölgelendirdi ansızın bu söylediği... Fena halde ilgilendirdiğini görünce bizi, daha bildik,gördük, geçirdik edayla başladı anlatmağa:&lt;br /&gt;Yapraklarda kara kara leke çok...Herkeslerin bahçesinde hem de.Sadece bende, onda değil,herkeste...Yalnız ağaç altına gelenlerde yok, biliyor musun?...&lt;br /&gt;Anlatmasını sürdürdü:&lt;br /&gt;Gece yatıyom, uyku tutmuyo bazen.Dikiyom gözümü yıldızlara,uykum gelene...Bakarkene,vızır vızır geçen uçaklara takılıyom...Gündüz neden geçmezler bu uçaklar da, gece bu kadar vızır vızır geçerler bizim buralardan,diyom...&lt;br /&gt;Yüzünü yarı muzip, yarı bilmiş, yarı aydın,karmaşık bir gülümseme yoklayıp kalıyor,sürdürüyor anlatmasını:&lt;br /&gt;Yoğusam,bu elalemin uçağı, ilaç mı salıveyoo topraklarımıza?... Baş ve işaret parmağını birleştirip uzatıyor ileri doğru, dikkatimizi çekiyor bedeniyle:&lt;br /&gt;Bak! ağaç altındakilede bişşeycikler yok, ama tarlalarda çok...&lt;br /&gt;Bunlar bişşeyler sıkıyooolar, ilaç de,zehir de...ne dersen de...&lt;br /&gt;....................&lt;br /&gt;Yorumsuz dinliyoruz geniiiş toprakların,meşekkatli çifçisini,can kulağımızla hem de...&lt;br /&gt;Yineliyor, bizden ses gelmeyince:&lt;br /&gt;Gündüz geçmeyyolar da gece vızır vızır geçeyyolar bu musibetler..&lt;br /&gt;Bu, tertemiz toprak adamı çiftçi Ramazan'ın hezeyan yorumu..&lt;br /&gt;Bizden aktarması...&lt;br /&gt;Haaa, birşey daha geliyor aklımıza, ayrılırken.&lt;br /&gt;Gidişte uğradığımızda, kendisine,ayaküstü,yeni çıkacak olan Tohum Yasası'ndan sözedip,yabancı tarım şirketlerinin kar ve çıkar oyunlarından dem vurmuştuk,hep konuştuklarımızdan....&lt;br /&gt;O da,bize o topraklarda dedelerinin deneyimlerinden sözetmişti görmüş-geçirmiş çiftçi olarak...&lt;br /&gt;Yoksa o tortusuz,temiz aklını ,vızır-vızır gece uçaklarına biz balkoncular, çelmiş olmayalım???&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-1673013909480147707?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/1673013909480147707/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=1673013909480147707' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/1673013909480147707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/1673013909480147707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/07/ciftci-ramazanin-ikircigidomata.html' title='ÇİFTÇİ RAMAZAN&apos;IN İKİRCİĞİ...DOMATA FİDELERİNİN YAPRAKLARINDAKİ LEKELER VE GECE GEÇEN VIZIR-VIZIR UÇAKLAR...'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-5490796057544032016</id><published>2009-06-19T17:32:00.003+03:00</published><updated>2009-06-19T18:22:24.980+03:00</updated><title type='text'>LİMON SARISI MİNDERLER VE BİR TÜKETME MASALI</title><content type='html'>Gündoğarkeni de günbatarkeni de apayrı,anlatılmasına dilin yetmediği doyumsuz seyranlı, tahta dayaklarla yükseltilmiş terasın üç bir yanını çepeçevre döneleyen sekiye,oramız-buramız tutulmadan,şöyle ağız tadıyla rahat oturalım, ayağımızı, bacağımızı uzatalım, diye sonunda döşemeci Ali Ceylan usta'ya limon sarı minderleri vura-tuta diktirdik...&lt;br /&gt;Bir şenlik, bir sevinç, sıcağın öfürdettiği akşamüstünde, kan-tere bata bata getirdik, yerleştirdik minderleri hevesle...Şööööyle, karşısına geçip geçip seyreyledik gururla, gönenle..Oturmaya kıyamadık hemencecik... Buyur eden su sineklerini toz bezleriyle kovaladık...Öyle geçtik, böyle geldik,baktık durduk.&lt;br /&gt;Pek güzel olmuştu, pek yaraşmıştı yeşilliğe, maviliğe, limon sarısı minderlerimiz...Amma dört bir yanı sarıverince, epey bir minder nufusu etmişti...&lt;br /&gt;Sevincin, yeniliğin bayram coşkusu geçince farkettim de, ses etmedim.&lt;br /&gt;Sabah denizde gözümü açınca, ''offf '' dedim, lzgara tahtalı sedirimiz için, ne sinek kovalama, ne gecenin damlaya damlaya göller yapan nemine çare düşünme, ne gece çişini tutamayan kedilerin derdindeydim.Ne de, içine hoop diye çekecek onca  tozun-toprağın...&lt;br /&gt;Oysa, yere buza sığmayan limon sarısı,kenarı biyeli, nazlı-nayemli ,altı santimlik süngerden mamul minderler öyle mi???&lt;br /&gt;O zaman ,akşam kaparken ışıkları ve kapıları ,haydaaa, gelsin koruma naylonları, gitsin örtüler, yok, 'yan çevireyim de, dik tutayım da kediler gelmesin,çiş etmesin ' gamı, dertlenmeleri...&lt;br /&gt;Hele hele pat, pat vurup ta tozunu atamayacağıma göre de,haydiii emişi okkalı  bir elektrik süpürgesi tedariki, bunca yıl zerre kadar 'ah olsa' demediğimiz...&lt;br /&gt;İçeride dönenecek yer kendimize kadarken, bir de manasız bir çokluk elektrik süpürgesi yer tutucak ta hem de ne...&lt;br /&gt;İki mehtap, üç yıldız, beş deniz manzarası sefası bu kadar tüketime reva mı??? derken su yutmama ramak kaldı, gölgelenen zihnimle...&lt;br /&gt;Hani biz buraya arınmaya, ihtyaçsızlığa, kendini 'tam' tutan mucizevi doğanın içine harmanlamağa gelmiştik, n'oldu???? Nereden çıktı limon sarısı minderler...hem de altısı bir arada????&lt;br /&gt;Yaaa işte, bir tüketim kaç tüketimi ardı sıra sürükledi getirdi attı üzerimize...&lt;br /&gt;Tortusunu da zihnimize...&lt;br /&gt;Hiiiç... 'Yazayım.' dedim, bari biraz aralanır tüketimin sıkışıklığı göğsümde... Bu saatten sonra kendime anlatamayacağıma göre...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-5490796057544032016?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/5490796057544032016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=5490796057544032016' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/5490796057544032016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/5490796057544032016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/06/limon-sarisi-minderler-ve-bir-tuketme.html' title='LİMON SARISI MİNDERLER VE BİR TÜKETME MASALI'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-2007957471311783576</id><published>2009-04-30T16:46:00.000+03:00</published><updated>2009-04-30T16:48:00.423+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SfmsBOcO0LI/AAAAAAAAAD8/XzqIfNMCapc/s1600-h/Akhisarli+ÃiftÃ§i+Ramazan+001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330480771026047154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 239px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SfmsBOcO0LI/AAAAAAAAAD8/XzqIfNMCapc/s320/Akhisarli+%C3%87ift%C3%A7i+Ramazan+001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-2007957471311783576?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/2007957471311783576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=2007957471311783576' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/2007957471311783576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/2007957471311783576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/04/blog-post.html' title=''/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SfmsBOcO0LI/AAAAAAAAAD8/XzqIfNMCapc/s72-c/Akhisarli+%C3%87ift%C3%A7i+Ramazan+001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-3560537277515050001</id><published>2009-04-30T14:50:00.003+03:00</published><updated>2009-04-30T15:46:11.613+03:00</updated><title type='text'>ÇİFTÇİ RAMAZAN'LA 'DOMATA' YARENLĞİMİZ...</title><content type='html'>PEMBE DOMATES ÜRETİCİSİ AKHİSARLI ÇİFTÇİ RAMAZAN'LA AYAKÜSTÜ SOHBET...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine baharın kışkırtmasıyla dayanamayıp, işi gücü,sorunları İstanbul'da bırakıp Datça'ya gitmek üzere yollara düştük birkaç günlüğüne de olsa...&lt;br /&gt;Daha Bandırma Feribotundan inipte, yola koyulur koyulmaz, doğanın cümbüşü bizi sarıverdi.&lt;br /&gt;Gamımız,kasavetimiz silikleşip soluklaştı, yerini gözlerimizi dolduran yeşilin, çiçeğin,böceğin coşkusu aldı.&lt;br /&gt;Bu yıl geç gelen kışın ılık geçmesi ve sürekli yağışların olması,yıllardır kuraklıktan içi daralan toprakları,neredeyse İsviçre'nin göller bölgesini andırır hale sokmuştu...&lt;br /&gt;Dağların tepelerin, sarı sarı açan çiçeklerin ve tabii ki yeşilin yansımasıyla takvim fotoğraflarını aratmayan 'buğulu' manzaralar, öylesine düşsel, öylesine masasılsıydı ki, keyfimizi sormayın gitsin.&lt;br /&gt;Balıkesir'i geçip Akhisar'a yaklaştığımızda, yıllar yılı uğramadan geçmediğimiz ve sayesinde en lezzetli Pembe Domatesleri tanıyıp yediğimiz Çiftçi Ramazan'ın tezgahının açık, çardağının gerili olmasını diledik durduk.&lt;br /&gt;Neyse dileğimiz tuttu, oğullarıyla birlikte çiftçi Ramazan bey, bu yıl maviye boyadığı tahta masa ve sandalyesini, cayır cayır ağustos sıcağında bile hep esen gölgeliğe kurmuş oturuyor, dostuyla yarenlik ediyordu ki, mıcırında durdurduğumuz arabamızı görünce, kırk yılık dost karşılamasıyla kalktı ayağa...&lt;br /&gt;Mevsimi çoktan açmış yüzünün güneş çalığı rengiyle, kıvrılmış mintan kollarıyla çoktan tarlasını, toprağını hazırladığını belli eder tavırlarıyla kışı anlattı bir çırpıda...&lt;br /&gt;Bu kış, ummadıkları kadar yağışlı,yağmurlu amma ılık geçivermişti de daha dün bile yağan yağmura şaşıp kalmışlardı.&lt;br /&gt;Yıllardır kavrum kavrum kavrulan kurak toprakları bu yıl bayram ediyormuş ama yağış, ıslak derken, fideleri daha yeni dikmeğe davranmışlar anlattığına göre...&lt;br /&gt;Geçen yıl, hiç dikmeyip dinlendirdiği topraklarında bu yıl yine 'dedelerinden' kalan pembe domata'ları yetiştirmeğe kararlıymış.&lt;br /&gt;Hatta pembeler gibi dededen kalan ve fakat kendisinin dışında neslini tükettikleri küçük kiraz evladiyelikleri için de kararlıydı ve onun için de ağırbaşlılığından beklenmeyecek çocuk heyecanındaydı Ramazan bey...&lt;br /&gt;Domata hikayelerini kulaklarımızı çok açıp, birkaç yıldır sözünü ettiğim bizim 'Pembe Domates Ağı'ndan (PDA) sözedince, kendini bizlerin koruyucu ve başöğretmeni yerine koyup, çok yakışan bilge kişi ifadeleriyle, bilgilerini, deneyimini anlattı da anlattı..&lt;br /&gt;Biz de dinlerken, bir koca yılın pasından küfünden arındırdık içimizi, su içer gibi dinledik tatlı şiveli toprak adamını...&lt;br /&gt;'Hiç mahsul yüzü görmemiş Dağ Toprağı'nın mucizelerinden başladı.&lt;br /&gt;Beli kıvrılan fideciklerin bakır tozu almalarıyla önerilerine devam etti.&lt;br /&gt;Bu yıl bizler onun gibi bahçede değilde kasalarda domata yetiştirsek te, 10-12 günde bir sulamayla yetinmemiz gerektiğini ancak, kasalarımızın ya da diki yerlerimizdeki toprağın derinliğinin verimimizi çok etkileyeceğini söyledi.&lt;br /&gt;Son olarak ta, ' Biz dedelerimizden öyle gördüğümüz için söylüyom, toprağa kükürt karıştırmak kök çürümelerine iyi gelir' diyerek ,çekingen ifadeyle 'karışım' önerisinde bulundu.&lt;br /&gt;'Kimyasal mı dersin şimdi sen buna, bilmiyom ama biz dedelerimizden böyle gördük, niye olsun ki?' diye çekincesini evirdi çevirdi durdu beyninde de dilinde de.&lt;br /&gt;Bu yılki heyecanı ve coşkusu, hiç üşenmeden dağ-tepe çıkıp toplatıp getirdiği 'dağ toprağı'ydı Çiftçi Ramazan'ın.&lt;br /&gt;Onun yıllardır sessiz sedasız, onca meşakkatle ve değerinin ne olduğunu kendisinin dışındakilerin pek bilemediği Pembe Domata'larının, binlerce insan tarafından yeniden 'değerli' bulunması hafiften de olsa 'gururlandırdığı'nı belli edercesine,yetiştirdiklerini ballandıra ballandıra anlattı, Tepeden elma,ayva,ceviz,armut ağaçlarını zetinliklerini gösterdi yemyeşil, uçsuz bucaksız topraklarındaki...&lt;br /&gt;Kuraklık yüzünden Domates yerine yetiştirme denemesine girişip te çok gelişkin Diyarbakır karpuzlarını, birkaç mahsul kaldırdığı kavunlarını anlattı.Yapacaklarınıysa bir çocuk neşesiyle sıraladı...&lt;br /&gt;O bize biz o'na iyi ürün diledik.&lt;br /&gt;Zeytinlerinden aldık, zeytinyağlarından da...&lt;br /&gt;En önemlisi ise, yeniden sağlıkla görüşebilmekti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-3560537277515050001?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/3560537277515050001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=3560537277515050001' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/3560537277515050001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/3560537277515050001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/04/ciftci-ramazanla-domata-yarenlgimiz.html' title='ÇİFTÇİ RAMAZAN&apos;LA &apos;DOMATA&apos; YARENLĞİMİZ...'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-2825916865779247109</id><published>2009-04-06T22:30:00.002+03:00</published><updated>2009-04-07T00:09:40.319+03:00</updated><title type='text'>2009 PEMBELERİNDE İLK BASAMAKLAR...</title><content type='html'>Saksıda Pembe domates deneyimimin ÜÇÜNCÜ YILI, inanamıyorum.&lt;br /&gt;Yıllar önce bir sinema filminden yola çıkarak hayalini kurup, Küba'daki 'BalkonTarımı Devrimi'ile iyice heveslendiğim 'SAKSI TARIMI'nda duyduğum keyfi,hoyrat ticari yetiştiriciliğe,önü alınmaz hormonlu üretime başkaldırıyı ve bu nedenle de, Sevgili Avniye Tansuğ'un deyimiyle Pembe Domates Ağı'nın 2 bine yakın üyesiyle koskoca bir' akraba' zenginliğine sahip olma mutluluğuyla birleştiriyorum.&lt;br /&gt;'Geçmişteki iki yılın ürünlerinden haber ver' derseniz, işte orada biraz duraksar çoğu Pembe Domatesçinin gerisine düştüğümü kabul etme 'tevazu'unu da göstermeden geçemem.&lt;br /&gt;İlk yıl,Şadan arkadaşımdan aldığım tohumlardan yaşadığımız vahşi kuraklığa karşın az da olsa pembe domateslerimin tohumlarını geçen yıl Akhisar pembeleriyle ve Şile tohumlarıyla çok zenginleştirip bol miktarda fide dağıtmış olsam da,önceki yıldan daha az,sağlıklı pembe elde edişim burukluk yaşatmadı değil.&lt;br /&gt;DÖKÜLEN ÇİÇEKLER,ALTLARI KARARAN MEYVELER...&lt;br /&gt;Yemyeşil, sağlık fişkıran fideler ne oldu da çiçek aşamasında döküm döküm döküldüler,meyveye ulaşanlar da hastalanıp alttan karararak başka türlü bir hüzne yolaçtılar.&lt;br /&gt;Geçen yılın tek avuntusu, komşularıma verdiğim fidelerden Sinan beyin ürünlerinden torba dolusu pembeleri görmek oldu ve tabii yemek afiyetle...&lt;br /&gt;...VE ÜÇÜNCÜ DENEYİM...&lt;br /&gt;Az sayıda da olsa,kendi pembelerimden ve komşununkilerden tohum alıp kuruttum. Bu kez, daha az sayıda ama daha emin olarak saksıda pembe domates yetiştirme deneyiminin üçüncüsü için kolları sıvadım.&lt;br /&gt;Bahçe işlerinde 'maharetli' Bekir'in görüşünü ve önerisini daha öne çıkararak bu yılki tohum çimlendirme işine 11 mart'ta başladık.&lt;br /&gt;Bekir dedi ki; Geçen yıl tohumları fazla korunaklı ortamda, evin içinde,büyüyecekleri doğal ortamdan uzak, fazla özen göstererek çimlendirdiniz, sesimi pek çıkarmadım.&lt;br /&gt;Bu kez, tohumları dışarda ama soğuk,kırağı,rüzgardan koruyarak çimlendirelim.&lt;br /&gt;Biz de tohumları genişçe bir saksının içinde ince bir toprak tabakasının altına yatırıp bahçenin kuytu bir köşesinde yerleştirdik.&lt;br /&gt;Gündüz bol sulayıp güneşin altında tuttuk, akşam olunca üzerini naylonla örttük.Bu süreçte İstanbul'da hava iyice soğuyup,gece don noktasına bile ulaştı ama biz korunaklu köşeye ve naylon örtüye güvendik.&lt;br /&gt;Çok uzun bir süre hiç bir kıpırdanma olmayınca, bu yıl baştan çuvalladığımızı düşünüp guruba yazmadım değil.&lt;br /&gt;Tam bu aşamada,29 mart günü tohumlar kaygımı duymuş gibi güneşin cilvesine dayanamayıp filizleriyle yeryüzüne 'merhaba' dediler. Doğanın muhteşemliğine bir kez daha hayran kaldım.&lt;br /&gt;ADETA FIŞKIRDILAR...&lt;br /&gt;1-2...derken birkaç gün içinde fışkırıcasına çoğaldı narin fideciklerin çimleri.&lt;br /&gt;Sevgili Nalan hanımdan bu yılki Armada buluşmasında aldığım KONYAR ÇİFTLİĞİ'nin tohumlarının fideleri benimkilerden daha güçlü gövdeli, daha iri çift yapraklı...Bu ayırımı görmek bile ilginç deneyim benim için.&lt;br /&gt;Tohumların çimlenme sürecinin ev içindekinden daha uzun olması bahçıvan Bekir'e göre hiç önemli değil, aksine fidelerin güç kazanması ve domateslerin dış koşullara dayanıklı olması için gerekli bile...&lt;br /&gt;TOPRAK VE SAKSI KOŞULLARI....&lt;br /&gt;Toprağımız iyi yanmış koyun gübresi ile desteklenmiş orman toprağı... Kanlıca'da,deniz kenarındaki, saksı ve bitki satan işletmeden aldım güvenerek.&lt;br /&gt;Fışkıran çimleri, fide aşamasında küçük kaplara bölüştürüp güçlendirecek sonrada  İKEA'dan alacağım derin saklama kaplarına dikeceğim.&lt;br /&gt;Geçen yılki,Bauhaus'tan aldığım,dikdörtken uzun saksıların derinliğinin az olduğunu düşünerek bu yıl derinliğe özellikle dikkat edeceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-2825916865779247109?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/2825916865779247109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=2825916865779247109' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/2825916865779247109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/2825916865779247109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/04/2009-pembelerinde-ilk-basamaklar.html' title='2009 PEMBELERİNDE İLK BASAMAKLAR...'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-5583597422894265012</id><published>2009-03-08T17:59:00.002+02:00</published><updated>2009-03-08T18:02:05.572+02:00</updated><title type='text'>PEMBE DOMATES AĞI DOSTLARININ ÜÇÜNCÜ İSTANBUL BULUŞMASININ ARDINDAN...</title><content type='html'>3’ÜNCÜ PEMBE DOMATES BULUŞMASININ ARDINDAN…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan hayatında bir gün bile uzun bir süredir…&lt;br /&gt;Bir yıl ise, akıl almaz bir uzun süre, böyle bakınca…&lt;br /&gt;Zarif-Naif  kendi halinde Pembe Domateslerin peşinde 3 yılsa, inanılmaz bir zaman toplamı…&lt;br /&gt;O zaman,insanın içi coşup coşup ta ‘nice pembe domatesli yıllara…’ dileğini dillendirmek fazla mı heyecan ve acelecilik gösterisi bilemem ama, bana öyle geliyor ki; Saatli Maarif Takvimi çok yıllar sonra Pembe domates’leri tarih tutulması olarak yazarsa hiç şaşmamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 mart 2009, Pazar günü yine, Pembe domates’e gönül verenler sabahın erken saatlerinde yollara düzülüp Armada Otel’de bir araya geldik. Kimimiz, eşimize dostumuza pembe domates toplantısına gidiyor olduğumuzu söylediğimizde şaşkınlıkla karşılandık, kimimiz, ‘Allahın domatesinin toplantısı da mı olurmuş?’,tepkisine sessiz kaldık, çoğumuz da ‘biz de tohum isteriz, biz de…biz de…’ ricacılarına elimiz dolu dönme umudu verip PDA web yoluyla üye olmalarını önerdik.…&lt;br /&gt;Pembe Domates tutkusunu, bizlere izlenmesi gereken bir yol,bir ‘akrabalık ilişkisi’ olarak bulaştıran Sevgili Avniye ve Mehmet Tansuğ’ların başlattığı,nesli tükenmekte olan pembe domates türünü geleneksel yöntemlerle ev balkonlarında, bahçelerinde, saksılarda yetiştirerek korumak ,çoğaltmak  bir yemin,bir söz oldu çıktı aramızda.Değerli PDA üyesi, sevgili DEFne Koryürek’in öngörüsü ve önerisiyle ‘manifesto’ ya bürünen Pembe Domatesin korunması ve kollanması bizi birleştiren tek yaptırım oldu çıktı.&lt;br /&gt;Güzelim Armada otelin Boğaziçi salonunda gerçekleşen bu yılki buluşmanın, her iki yıla oranla  katılımcısı bir hayli çoğalmıştı.Bu da Ağın geleceği açısından çok umut verici bir görüntüydü.&lt;br /&gt;Gençler, genç kalanlar,çocuklar,hatta bebekler…derken gepgeniş bir ailenin toplaşmasıyla, herkes nasıl güzel pembeler yetiştirdiklerini anlattılar ballandıra ballandıra…&lt;br /&gt;Benim gibi tohumdan fideye bolluk ,çokluk ve refah içinde geçmiş, hatta fide dağıtmış olup ta ürün aşamasında hüsranla karşılaşmışlarsa gıptayla dinlediler bu başarı öykülerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçesinde, balkonunda, saksısında ne koşulda olursa olsun,Pembe Domates Ağı’na katılıp üye olan biz yetiştiriciler , hem yok olan bir lezzeti yeniden yaşatıyor, hem de hoyrat,alıp başını gitmiş, dur diyeni dinlemeyen yoz ve ticari üretici yanlışlarına tepki göstermiş,karşı çıkmış oluyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaşamını,doğayı yok etmekle eş değer olan, korkunç tarım teknolojilerinin hoyratça boy göstermelerine karşı,cesurca karşı koymak anlamına gelen PDA girişimi, toplantıya katılan her üyenin ortak düşü, ortak yaklaşımı olması ise, en gurur veren yanı ve eylem birliğinin adıydı, işin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Narin özelliği nedeniyle kilolarca ürün alma doyumsuzluğu yerine, iri, dolgun,ama doğanın uygun görüp verdiği kadar  pembe domatesi dalından koparıp yiyen, pişen yemeğe katmaya kıyamayıp ta salatasında, kahvaltısında tüketen Pembe Domatesçiler, yapay tarımı Anadolu çiftçisine dayatan firmaları eleştirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALKIŞLAR VE DOSTLUKLAR…&lt;br /&gt;Raflarda uzun zaman kalma yeteneğiyle insan ömrünü azaltan hormonlu domatesler yerine,kökeni, yetiştirilme koşulları bilinen domatesleri yemekten, bu bakış açısıyla kurulmuş Pembe Domates ‘ağı’na düşmenin hayrına vurgu yapan üyelerin görüşleri ise en çok alkış alanlar arasındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki küçük kızlarıyla toplantıya katılan Karavana ailesi toplantıya ayrı bir heyecan kattı.&lt;br /&gt;Pembe Domates dostluğuyla birbirlerini yıllar sonra yeniden bulan çalışma arkadaşları gibi, çiçeği burnunda pek çok dostlukların temeli atıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOHUM YASASINA MUHALEFET KARARI&lt;br /&gt;Geleneksel ürün ve üretimi tehdit eden, yerine genetiğiyle oynanmış tohumu ve hoyrat tarımı öngören teknolojıleri getiren tarım kuruluşlarının önünü açan tohum yasası ve uygulamalarını gösteren yönetmeliğe bir sivil oluşum olarak PDA’nın yaklaşımı konuşuldu.&lt;br /&gt;Bu konuda PDA olarak kamuoyu oluşturma ve uyarma görevinin nasıl yürütüleceğine ilişkin bir çalışma grubu oluşturuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe Domates gönüllülerinin, doğa sevgisi, koruma istekliliği, temeli ticari olmak, doğayı tahrip eden, insan sağlığını tehdit eden iki yüzlü yaklaşımlara geçit vermeyen ortak  bilinç eğilimleri ise, yetiştirdikleri domatesler kadar umut vericiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice büyük PDA buluşmalarına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Avniye ve Mehmet Tansuğ’a sonsuz teşekkürlerimizle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-5583597422894265012?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/5583597422894265012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=5583597422894265012' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/5583597422894265012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/5583597422894265012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/03/pembe-domates-agi-dostlarinin-ucuncu.html' title='PEMBE DOMATES AĞI DOSTLARININ ÜÇÜNCÜ İSTANBUL BULUŞMASININ ARDINDAN...'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-583253172903588648</id><published>2009-03-08T17:19:00.004+02:00</published><updated>2009-03-08T22:34:04.672+02:00</updated><title type='text'>PEMBE DOMATES AĞI'NIN  1 MART 2009 PAZAR GÜNÜ YAPILAN 3'ÜNCÜ TOPLANTISINDA SUNDUĞUM KONUŞMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SbQrogS0s-I/AAAAAAAAADs/t08k-uMhPjQ/s1600-h/IMG_1981.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310917835440305122" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SbQrogS0s-I/AAAAAAAAADs/t08k-uMhPjQ/s320/IMG_1981.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SbQroLLUbpI/AAAAAAAAADk/H_ShBn6PqBE/s1600-h/IMG_1980.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310917829771685522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SbQroLLUbpI/AAAAAAAAADk/H_ShBn6PqBE/s320/IMG_1980.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;SEVGİLİ PEMBE DOMATES DOSTLARI…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar güzel bir başlık altında toplanıyoruz.Bir sürü hayhuyun arasından sıyrılıp, pespembe ve doğaya ait ,bizi görüntüsüyle olduğu kadar midevi olmasıyla da mutlu eden domatesin birleştiriciliğiyle burada olmak çok güzel bir şey.&lt;br /&gt;Aslına bakacak olursanız pembe domates dostluğunun özü bu… Bundan daha fazla söz biraz işin gevezeliği olmuyor mu?.. Şimdi ben bunu yapacağım galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün sabah, sizlerle burada buluşacağım düşüncesiyle gözlerimi açtım ve bunu düşünerek kapıdan gazeteleri aldım. Şöyle bir başlıkları, manşetleri, fotoğrafları taradım…Hollanda’da parçalanan uçağın, hayatını kaybedenlerin görüntülerine yüzümü buruşturturdum.&lt;br /&gt;Birbiriyle bitmeyen didişme haberlerine, ‘göz atsam mı?’diye kararsızlık geçirdim, elimdeki tomarla camın kenarına kadar geldim, kapıyı açıp havayı soludum, günlerdir esen,havayı dipdiri yapan kuzey rüzgarı gitmiş, isi dumanı yoğunlaştıran güney rüzgarı gelmiş. Tam,aceleyle kapatıyordum ki, gözüm kırmızı erik ağacına ilişti. Önce kar birikintileri, sonrada dalların salgıları sandığım beyazımsı pembeliklerin baharın, yenileşmenin, ‘daha ben buradayım, gitmiyorum bir yerlere’ diyen doğanın müjdecisi olan çiçekleri gördüm…İçim bir coştu, bir doldu, anlatamam…&lt;br /&gt;Bu heyecan, bu coşku günlerimi donatacak diye geçirdim içimden ve hemen aklıma sizler geldiniz yeniden…&lt;br /&gt;İşte dedim, bu duygu bizi ortak yapan…Erik ağacının şölenini, müjdeciğini, iyiliği bize getirmesini ve yaşatmasının yerine pembe domates yetiştirme ve onları bizim gibi coşku duyacak olanlara yayma heyecanını koyalım.Tamı tamına örtüşmüyor mu?...&lt;br /&gt;Ama galiba biraz farklılık var, hakça söylemek gerekirse, kargalarla yarışa girip kapmaca oynadığımız kırmızı erikler feci ekşi…Neredeyse bütün duyu organlarımızı buruşturmadan yememiz olası değil.&lt;br /&gt;Oysa Pembe Domatesler öyle mi?...&lt;br /&gt;Domates tutkunlarının (beni saymayın, belli bir yaşa gelene kadar domates yerken ağlamaklı olurdum) neredeyse karşısında saygı duruşunda bulundukları bu türün lezzeti tartışmasız çok üstün.&lt;br /&gt;İflah olmaz domates tutkunu eşim, daha PDA oluşmadan önce, Türkiye düzleminde, nerede ortalığa çıkıyorsa kokusunu alıp oranın müdavimi olan tüketicilerindendi…Hala da öyledir.&lt;br /&gt;Çanakkale’ler mi, Akhisar’lar mı, Datça Aktur pazarına gelen Çine Pembeleri mi?...hemen hepsinin peşine düşmeyi asla ihmal etmez, bu tutumuyla da beni şaşırtmayı başarırdı.&lt;br /&gt;Tabii ben de bu süreçte pembeleri hem ayırt etmeyi, hem de hakkını vermeyi pek öğrendim.&lt;br /&gt;Bu arada edindiğimiz pembe domateslerin tamamen kendi tohumlarının, herhangi bir gen çalışması ve teknolojisiyle bozulmadan, doğal gübreyle desteklenmiş topraklarda, el emeği- göz nuru yetiştirildiğini öğrenmek, doğa ve çevre ilkelerimle çok uyuştuğunu da belirtmeliyim.&lt;br /&gt;Bu aşamada, çok değerli ve çok sevgili Avniye ve Mehmet Tansuğ’un çabalarıyla oluşan Pembe Domates Ağı’nı, gazetenin Pazar ekinden öğrenir öğrenmez, bir halkası olmak için kolları sıvadım.&lt;br /&gt;Sanırım, artık yılları bulan birlikteliğin diğer halkaları olan sizlerin benzer öyküleri vardır.&lt;br /&gt;Tabii, burada bu değerli ve eşi bulunmaz lezzetteki domatesin yetiştiricisi olmaya soyunmak ve bunu kentin göbeğinde, o hercümercin içinde becermeye niyetlenmek işin belki de en heyecan veren yanı.&lt;br /&gt;Düşünebiliyor musunuz, sevdiğiniz bir sebzeyi, pencere pervazınızda, balkonunuzda, terasınızda ya da bahçenizdeki küçük bir toprak parçasında yetiştiriyorsunuz. Dalından koparıp yiyorsunuz…&lt;br /&gt;Müthiş bir şey. Ben bunu bir eser yaratmakla eşdeğer düşünüyorum.&lt;br /&gt;Tohumları alıyoruz,çimlendiriyoruz,fideleri toprağa dikiyoruz, sonrada asıl meyva verecek saksılara geçiriyoruz.&lt;br /&gt;Neredeyse başlarında bekliyoruz,ilk yapraklar, sarı sarı ilk çiçekler…aman toprak yeteri kadar derin mi,besleyici mi, kimyasal bulaşmış mı, eyvah güneş çok mu dik geliyor, ışık yeterli mi, sulama…. Derken bir sürü, bir sürü kaygı, kuşku, iç kabarması…bir meşakkatlı, süreç başlıyor ki bunu hepimiz yaşadık biliyoruz.&lt;br /&gt;Meyvalar belirmeğe başladıktan sonraki heyecana burada değinirken bile içim izin vermeyecek biliyorum onun için kısa geçeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizleri burada bir kez daha bir araya getiren ve kendi varlığı ile gün geçtikçe uzayan Pembe Domates Ağının zinciri, ben biliyorum ki; öncelikle, bu coğrafyanın has ürünü olup ta, bu topraklardan yok olmaya yüz tutmuş türün yeniden çoğalmasını, yayılmasını isteyenlerden ve bizzat evinde, balkonunda, bahçesinde gözü gibi bakarak yetiştiren gönüllülerden oluşmaktadır.&lt;br /&gt;Evlerimizde, balkonlarımızda yetiştirmemiz demek, gözümüzden bile sakınmamız,bütün kötülüklerden korumak için kolları sıvamamız demek değil midir, bir anlamda.&lt;br /&gt;Zaten Pembe Domates Ağı’na üye olmak için bir sürü bir sürü maddeyi okuyup kabul edip söz vermedik mi?.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz biliyoruz, doğayı tahrip ede ede, örseleye, ite kaka, güzelim tarım alanlarını,su kaynaklarını ve havzalarını, kısa görüşlü, küçük hesapçı, rant peşinde çılgınca koşan, köşe dönmeci yap-satçılara nasıl peşkeş çeke çeke tüketip küstürdüğümüzü..&lt;br /&gt;Yeşilden, çiçekten böcekten arındırılmış ucube şehirlerde yapay yaşamlarla kendimizi kolu kanadı kırık, kendi doğallığımızdan yoksun mahkumlar yapmadık mı?&lt;br /&gt;Böylelikle de tüm kainatın sonunu hızlandırdık ama şimdi durduramıyor,zamanı geriye saramıyoruz bir türlü…&lt;br /&gt;Hele hele son yıllardaki gözle görülür değişimlerle, kuraklaşma ve susuzlukla geriye dönülmez bir yokoluşun eşiğinde olduğumuzu…&lt;br /&gt;Biz, Anadolu gibi verimli toprakların insanları olarak pembe domates benzeri daha kaç değerli sayısız ürünü telef etmiş bir toplulukuz.&lt;br /&gt;Tarım alanlarının yok edilmesinin yanı sıra, tarım ürünlerinin sözde verimini artırmak ve böylece daha fazla kar elde etmek için kısaca ‘hormon’olarak bilinen kimyasallar yapay ortam seralarda, acımasızca, şırıngalarla çiçeklere uygulanmasına ben gözlerimle tanık oldum.&lt;br /&gt;Artan sağlık sorunları, çığ gibi büyüyen kanser vakalarını hangimiz yok sayabiliriz.&lt;br /&gt;Hepimizin çok değerli bilgileri ve benzeri anıları vardır kuşkusuz.&lt;br /&gt;İşte bu olumsuz anılar, birikimler gün geliyor ,içimizdeki sessiz isyandan, fark ettiğimiz pişmanlıktan beslenerek bir ortak eyleme,ortak yapıcılığa dönüşüyor.&lt;br /&gt;Tıpkı sevgili Tansuğ’ların başlatıp öncülük ettikleri gibi bir kıvılcım upuzun, yararlı bir bağlılığa, bir gönül birlikteliğine, bir ürün yetiştirme gibi bir amaç birlikteliğine dönüşüveriyor.&lt;br /&gt;Küresel Isınma ,kuraklaşma, açlık derken, sorunlarımıza yeni eklemlenen Küresel Mali Krizle birlikte, çıkış yolu arama uğraşları bize gösteriyor ki, balkon tarımı ve bizim de benzerini yürüttüğümüz tohum paylaşımıyla küçük ölçekli yetiştiricilik yapma heyecanımız çok doğru ve çok stratejik.&lt;br /&gt;Bana öyle geliyor ki, yaşam sürecimiz ve buradaki rollerimiz ne olursa olsun temel yaşam kaynaklarımız ve onları sağlama yetimiz yine bizim ellerimizde…&lt;br /&gt;Ve yaşadığımız yerin pencere içi, aydınlık bir köşesi, balkonu kadar yakınımızda ve çok basit çabayla ulaşılabilecek pratiklikte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii burada, tam da yeri gelmişken, Küba’daki ‘balkon tarımı’, ‘balkon yetiştiriciliği’ devriminden de sözetmeden geçmek istemiyorum..&lt;br /&gt;Aslında örnek vermek ve hatırlatmak yeterli sanırım. Sizlerin deçok iyi bildiğiniz gibi,.&lt;br /&gt;Küba’ya ABD ekonomik yaptırım uygulamaya başlayınca, kıt kaynakları yüzünden krize giren ülkede kısa sürede gıda stokları tükenmiş, ciddi bir açlık baş göstermişti.&lt;br /&gt;Tam o sırada, Havana’da bir ilkokul öğretmeni olan Maria Felix Bonome, herkesi balkonda yetiştiricilik yapmağa çağırdı.&lt;br /&gt;Önce baklagilleri çimlendirerek fideler elde ettiler, sonra tohum paylaşımı başladı, ardından iyiye giden tablo ve aşılmaya başlanan açlık heyecanıyla iş büyüdü, tohum bankaları oluşturuldu.&lt;br /&gt;Neredeyse, yanlış bilmiyorsam eğer, tohum bakanlığı gibi bir bürokratik örgütlenmeyle çok tipik bir deneyim sağlanmış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında, bizler her ne olursak olalım, eğerdünyada pek makbul olan ve kendi topraklarımızın özgün ürünü Pembe Domatesi yetiştirmek için kollarımızı sıvama isteği ve heyecanı gösteriyorsak,kendi yaşamlarımızı en sade yollarla, burnumuzun dibindeki olanakları eyleme dönüştürerek sağlayabiliriz.&lt;br /&gt;Evet, yapabiliriz…tıpkı Obama’nın dediği gibi…&lt;br /&gt;Sade düşünüp, yalın girişip yaptığımız her şey de bize ‘insan’olmanın erdemini sunacaktır kuşkunuz olmasın!&lt;br /&gt;Pembe Domatesi bir serüven tadıyla yetiştirip dalından buğusuyla toplayan hangimiz, ondan sonra bir böceğin üstüne basıp öldürebilir, bir insana kötülük yapabilir ki.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-583253172903588648?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/583253172903588648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=583253172903588648' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/583253172903588648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/583253172903588648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2009/03/pembe-domates-aginin-1-mart-2009-pazar.html' title='PEMBE DOMATES AĞI&apos;NIN  1 MART 2009 PAZAR GÜNÜ YAPILAN 3&apos;ÜNCÜ TOPLANTISINDA SUNDUĞUM KONUŞMA'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SbQrogS0s-I/AAAAAAAAADs/t08k-uMhPjQ/s72-c/IMG_1981.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-3489362139114101393</id><published>2008-05-11T14:51:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T10:49:57.865+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SCbfmsys3hI/AAAAAAAAACQ/xZIDSZV9COs/s1600-h/Ihlamur+A%C4%9Fac%C4%B1+002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199088675797655058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SCbfmsys3hI/AAAAAAAAACQ/xZIDSZV9COs/s320/Ihlamur+A%C4%9Fac%C4%B1+002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-3489362139114101393?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/3489362139114101393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=3489362139114101393' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/3489362139114101393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/3489362139114101393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2008/05/blog-post_11.html' title=''/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SCbfmsys3hI/AAAAAAAAACQ/xZIDSZV9COs/s72-c/Ihlamur+A%C4%9Fac%C4%B1+002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-8907904107840706956</id><published>2008-05-11T14:38:00.000+03:00</published><updated>2008-05-11T14:42:30.003+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-8907904107840706956?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/8907904107840706956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=8907904107840706956' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/8907904107840706956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/8907904107840706956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2008/05/blog-post.html' title=''/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-5779996352296173653</id><published>2008-05-11T14:15:00.000+03:00</published><updated>2008-05-11T14:17:44.446+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>IHLAMUR AĞACI...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz yaprakları gelişmiş ama, yeşili daha körpeliğinin kıvamında, öyle koyu koyu değil açıkça ‘filizi’ denilen tonda…&lt;br /&gt;Gövdesiyse, bir delikanlı sağlamlığında odunsu, dokundun mu esneyen ama asla eğilmeyen…yıllarını aldıkça kütükleneceğini haber veren bir tomruk dolgunluğunda… açık, ışıltılı…&lt;br /&gt;Zümrüt rengi, iki komşu evi birleştiren bir uçtaaan bir uca uzanan çimenlikte tek başına ama görkenmli yerini aldı, bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler günleri izleyecek, mevsimler mevsimleri…sıcaklar ve soğuklar, yağmurlar ve karlar…meltemler, karayeller, poyrazlar…belki fırtınalar hırpalayacak onu, hışırdayacak yaprakları ama bükülmeyecek dudakları, belki de bunaltacak sıcaklar, bir damla suyunu esirgeyecek toprak. Umursamayacak, direnecek kararlılıkla…Bunlar benim varoluşumun sorunları diyecek, kabullenecek.Koruyacak, sakınacak gün görmüş uzantıarıyla, yeni filizlenen dallarını, yapraklarını…Nice kuşa,kurta,börtü böceğe barınacak olacak, esirgeyecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve, çiçeğe duracak günlerden bir gün,onun çiçeklenmesini ‘gönülleyen’ başka Ihlamur tarafından…Teşekkürlerini, şükranlarını sunacak onu bağrına basan toprağa doğaya…kimbilir belki, onu oraya sevgiyle umutla diken ellere…Çiçeklerinin kokusuyla, zarafetiyle,şifasıyla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyüyorum, çiçeğimle ve tohumumla geleceğe kök salıyorum, soyumu müjdeliyorum…diyecek bir de…&lt;br /&gt;Seni de düşlediğin gölgemle serinletip, soluklandırıyorum,mutlandırıyorum, şifamla iyileştiriyorum, hışırtımla evrenin sonsuz devinimini, yenilendiğini müjdeliyorum…diyecek hem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığıyla bereketi, iyiliği, sonsuzluğu, evrensel uyumu  anımsatacak, çağrıştıracak, duracak…&lt;br /&gt;Ömrünün uzunluğunu, yüceliği kadar dileyenlere…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohum’dan fideye, fideden toprağa….der ve gözlerimize nur yaptığımız Pembe Domates’ten sonraki bahçemizin yeni konuğu, henüz ‘fidan’ olan Ihlamur Ağacımıza bir merhaba ….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-5779996352296173653?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/5779996352296173653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=5779996352296173653' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/5779996352296173653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/5779996352296173653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2008/05/ihlamur-aaci.html' title=''/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-1873533289383000032</id><published>2008-05-02T21:27:00.001+03:00</published><updated>2008-12-11T10:49:58.236+02:00</updated><title type='text'>VE...FİDELER TOPRAKLARINDA....</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtd9LKETnI/AAAAAAAAACA/atbztrCScFI/s1600-h/Pembe+Domates+Fideleri+042.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5195849900650417778" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtd9LKETnI/AAAAAAAAACA/atbztrCScFI/s320/Pembe+Domates+Fideleri+042.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtd-LKEToI/AAAAAAAAACI/79bulq0X4LA/s1600-h/Pembe+Domates+Fideleri+043.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5195849917830286978" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtd-LKEToI/AAAAAAAAACI/79bulq0X4LA/s320/Pembe+Domates+Fideleri+043.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-1873533289383000032?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/1873533289383000032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=1873533289383000032' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/1873533289383000032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/1873533289383000032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2008/05/vefideler-topraklarinda.html' title='VE...FİDELER TOPRAKLARINDA....'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtd9LKETnI/AAAAAAAAACA/atbztrCScFI/s72-c/Pembe+Domates+Fideleri+042.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-122993435161987676</id><published>2008-05-02T20:49:00.002+03:00</published><updated>2008-12-11T10:49:59.233+02:00</updated><title type='text'>ÇİMLENDİLER,FİDE OLDULAR,TOPRAKLARIYLA BULUŞTULAR...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcOrKETiI/AAAAAAAAABY/jfZBGC3Z484/s1600-h/Pembe+Domates+Fideleri+028.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5195848002274872866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcOrKETiI/AAAAAAAAABY/jfZBGC3Z484/s320/Pembe+Domates+Fideleri+028.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcPLKETjI/AAAAAAAAABg/jrHD296iWCU/s1600-h/Pembe+Domates+Fideleri+029.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5195848010864807474" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcPLKETjI/AAAAAAAAABg/jrHD296iWCU/s320/Pembe+Domates+Fideleri+029.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcPrKETkI/AAAAAAAAABo/RNAk2da-Ja0/s1600-h/Pembe+Domates+Fideleri+030.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5195848019454742082" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcPrKETkI/AAAAAAAAABo/RNAk2da-Ja0/s320/Pembe+Domates+Fideleri+030.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcP7KETlI/AAAAAAAAABw/FL0NC4TEq-E/s1600-h/Pembe+Domates+Fideleri+033.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5195848023749709394" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcP7KETlI/AAAAAAAAABw/FL0NC4TEq-E/s320/Pembe+Domates+Fideleri+033.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcQbKETmI/AAAAAAAAAB4/CBzqgMxvkI4/s1600-h/Pembe+Domates+Fideleri+040.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5195848032339644002" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcQbKETmI/AAAAAAAAAB4/CBzqgMxvkI4/s320/Pembe+Domates+Fideleri+040.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçen yaz bahçede saksılarda yetiştirdiğimiz pembe domateslerin, Manisa-Akhisar-İlyaslar köyünden çiftçi Ramazan'ın pembelerinden aldığım ve gruba da gönderdiğim pembelerin, PDA üyesi sevgili Özden Hanım'ın pembelerinin ve gruptan gönderilen Şile pembeleri ve rahmetli Hafize Baliç'in tohumlarını 21 Mart ve 24 Mart 2008'de iki aşamalı olarak torf-toprak karışımında çimlendirdik.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;28 Mart'ta ilk filizleri gördük.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Filizler geliştiler, serpildiler...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İki gün önce,30 Nisan çarşamba günü büyüyüp,serpilip, çiçeğe duracak ve pembelerini verecekleri topraklarına yerleştirildiler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-122993435161987676?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/122993435161987676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=122993435161987676' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/122993435161987676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/122993435161987676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2008/05/imlendilerfide-oldulartopraklariyla.html' title='ÇİMLENDİLER,FİDE OLDULAR,TOPRAKLARIYLA BULUŞTULAR...'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TP0VRag7Nnk/SBtcOrKETiI/AAAAAAAAABY/jfZBGC3Z484/s72-c/Pembe+Domates+Fideleri+028.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-2357509381030770887</id><published>2008-04-11T12:52:00.002+03:00</published><updated>2008-04-11T13:01:28.639+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kendisi de PDA üyesi olan Cem bey, 10 Nisan perşembe günü Açık Radyo'daki 'Toprak Ana' programında, 'Bal üretimi ve Sorunları'na yer verdi.&lt;br /&gt;Dinlediklerimden öğrendiklerime göre, Türkiye'de geçen yıldan buyana kuraklık nedeniyle yeterli bal üretiminin olmaması, balın bulunmaması tamamen yapay bir sorun.&lt;br /&gt;Büyük bal Firmaları, (programda adları da verildi) tümüyle ekonomik nedenlerle kar marjlarının düşmesiyle ilgili kaygılardan dolayı bu görüşü yayıp piyasayı etkilemeye çalışıyorlarmış.&lt;br /&gt;Doğal katkısız bal, yerel üreticiler tarafından sınırlı miktarlarda elde edildiği için çok büyük tonajlı alım yapan firmaların işine gelmiyor.&lt;br /&gt;Onlar da ' Türkiye'de bal yok, Arjantin'den ithal etmek zorunda kalıyoruz.' diyerek son derece spekülatif haberler uçuruyorlar.&lt;br /&gt;Ayrıca şekerli su karışımıyla arılar manipule edilerek yapay balın tüketiciye dayatılması,çiçek ve bitki çeşitliliği bakımından zengin ülkemiz açısından hüzün verici!&lt;br /&gt;Hemen her yörede,üstelik te ilerleyen bir iş kolu halinde Doğal Balımız var ve çok değerli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, özellikle kadın üreticilerin bal üretiminde gün geçtikçe çoğalmaları da, Toprak Ana programına katılan hanımlar tarafından aktarılması da sevindirici gerçekten.&lt;br /&gt;Müjdeleyerek Bilgilerinize sunuyorum.&lt;br /&gt;Ayrıntılı bilgi için: &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="http://www.toprakana.org/" target="_blank"&gt;www.toprakana.org&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-2357509381030770887?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/2357509381030770887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=2357509381030770887' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/2357509381030770887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/2357509381030770887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2008/04/kendisi-de-pda-yesi-olan-cem-bey-10.html' title=''/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-9103388069882702734</id><published>2008-04-03T15:51:00.005+03:00</published><updated>2008-04-04T12:25:01.437+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çimlendirme'/><title type='text'>KAĞITLI DENEYİM...</title><content type='html'>Datça'dan dönerken, ekim ayında Manisa-Akhisar'daki Çiftçi Ramazan'ın tarlasından topladığımız, sonbahar yeli almış pembe domateslerin çekirdeklerini yıkayıp, temizleyip kağıt havlu üzerinde kurutmuş ve karanlık yerde saklamştıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuruyan tohumlar, kağıt havluya sıkı sıkıya yapışıp çıkmamakta israr edince , ben de daha fazla direnmeden oldukları gibi saklamayı yeğledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarımla ve yetiştiricilikle uğraşanlara sorduğumda ise, kağıdın selüloz olduğunu dolayısıyla doğal ürün olması nedeniyle çimlendirmede hiç sorun yaratmayacağı bilgisini almıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta,bir televizyon programında, tohumların yayılması için kağıtlar içine sarılıp kuşların beslendiği ortamlara bırakıldığına ilişkin yayın içimi biraz daha rahatlatmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda, 21 martta, kağıda yapışık tohumları, küçük parçalar halinde koparıp, torflu toprak örtünün altına diktik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir kare saksıyı çıtayla dörde böldük. Bir bölümüne akhisar pembelerini, diğerlerine de sırayla, kendi terasımızda geçen yaz yetiştirdiğim pembe çekirdeklerini ve sevgili Özden hanımın gönderdiklerini diktik ve etiketlendirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 mart sabahı, bir de ne görelim; akhisar pembeleri, çılgınca, yemyeşil, yemyeşil boyunlarını uzatmamışlar mı?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevincimi varın siz tahmin edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksının diğer üç bölümünde de kıyasıya yarış sürüyor, da bakalım nasıl gelişecek ve evrilecek?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleyelim, görelim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-9103388069882702734?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/9103388069882702734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=9103388069882702734' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/9103388069882702734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/9103388069882702734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2008/04/kaitli-deneyim.html' title='KAĞITLI DENEYİM...'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4500759205939191257.post-1492554669650979256</id><published>2008-04-01T22:12:00.000+03:00</published><updated>2008-04-01T22:28:26.883+03:00</updated><title type='text'>İLK SÖZ...'Bir'den 'Biz' olduk.</title><content type='html'>Kim derdi ki; Yıllardır peşinde koşturduğumuz, zamanı gelince tezgahlarda yeraldığında soframızda baştacı ettiğimiz PEMBE DOMATES'i bir heyecan dalgasıyla hem taslağından yeşerteceğiz, hem de pespembe, pespembe toplayacağız, hem de yeniden tohumlarını toparlayıp,biriktirip başka Pembe Domates tutkunlarına vereceğiz...&lt;br /&gt;Veeee....&lt;br /&gt;Bu nedenle; bir Pembe Domates Gönüllüleri Zincirini giderek daha büyütüp uzatacağız...&lt;br /&gt;Tüm bunlar H A R İ K A...&lt;br /&gt;İkinci yılımda ben de diğer PDA'cılar gibi terasımda hem üretiyorum,hem tohumlarını toplamaya niyet ediyorum hem de bu amaçla yapılandırdığım blogumla sizlerle 'yarenlik' edeceğim.&lt;br /&gt;'Bir'den 'Biz' yaratmak buna denir.&lt;br /&gt;Değerli Avniye Tansuğ'a ve Mehmet Tansuğ'a teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4500759205939191257-1492554669650979256?l=pda-ayseninpembeleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/feeds/1492554669650979256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4500759205939191257&amp;postID=1492554669650979256' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/1492554669650979256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4500759205939191257/posts/default/1492554669650979256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pda-ayseninpembeleri.blogspot.com/2008/04/ilk-szbirden-biz-olduk.html' title='İLK SÖZ...&apos;Bir&apos;den &apos;Biz&apos; olduk.'/><author><name>ayşe sazak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12994587130257915878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp3.blogger.com/_TP0VRag7Nnk/R_FJWrTOMaI/AAAAAAAAAAs/MEC3TMvZ10g/S220/DSCN0441.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
